Şanlı Urfa ve Kahraman Maraş'taki okul olayları hepimizi derinden üzdü ve yaraladı.
Bu olaylar aynı zamanda bazı geçekleri de ortaya koydu.
Değişen teknoloji sonucu çocuklarımızın odasındaki bilgisayarlara kadar rahatlıkla giren "şiddet içen" bilgi ve bazı kaynakları evdeki çocuklarımız sağlıklı bir biçimde algılamaları konusunda hem çocuklarımız hem de anne-babalar eğitimsizler. Dahası karar vericiler olarak hala yanlışlarımızı yeni yanlışlarla örtmeye devam ediyoruz.
İnsanın doğası olarak çocuk, özellikle erkek çocuk doğal olarak içindeki "kazanma", "üstünlük kurma", "öne geçme", "ilgi çekme" dürtüsünü bir şekilde doyurmaya çalışacak, içindeki doğasında olan "savaşma" hevesini ve enerjisini tatmin edecek bazı enstrümanlara yani "silahlara" merak saracaktır.
1970lerde, 80lerde hatta 90larda çocuklar şehirde bile olsalar, ara sokaklarda topluca top oyunları, kovboyculuk, savaş oyunları oynayıp enerjilerini atıyor ve sosyalleşiyorlardı. Bazen heyecanla sertleşip sınırı aştıklarında kavga edip alanlarını koruyabiliyor "çocukça" da olsa hadlerini de öğreniyorlardı.
2000lerde ise gelişmiş bilgisayarların her eve hatta cep telefonlarımıza girerek gelişmiş oyunları elimizin altına getirmesi çocukların içlerindeki "istimi", dışarıdaki darlaşan sokaklarda değil, odalarındaki sanal ortamda atmaya çalışıp içlerindeki doğal dürtüyü doyurmaya çalışıyorlar, hem de yüz yüze sosyalleşmeden, savaşkan dürtülerinin yönlendirdiği merakını doğru bir kılavuz yardımıyla gideremeden, spor yapmadan, içinde kaynayan enerjisini yakamadan!.
Anadolu Üniversitesinin ders kitaplarına şöyle bir bakalım, "Spor" için nasıl bir tanım yapılmış.
Spor çok geniş bir kapsama sahip olduğundan, sporun tanımı konusunda, yazarlar farklı farklı tanım ve görüşler bildirmişlerdir. (Orhan, 2016)
Bunlara göre spor ise;
* Çok çeşitli amaç ve araçlarla yapılan, önceden belirlenmiş ve benimsenmiş kurallara farklı derecelerde olsa da uymayı gerektiren, performans arttırıcı bedensel aktiviteler (Gezgin ve Amman, 1993);
* Bireyi, organik, psikolojik sağlığını geliştiren sosyal davranışları düzenleyen zihinsel ve motorik olarak belirli bir düzeye getiren biyolojik, pedagojik ve sosyal bir olgu (Özcanoğlu, 1993);
* Yenme, üstünlük kurma gibi, insanın bilinçaltı arzularının tatminini amaç edinen, belirli kurallar içerisinde yapılan, rekabete dayalı sosyalleştirici, bütünleştirici, fiziksel, zihinsel ve psikolojik etkinliklerin bütünü (Şahin, 2002) olarak tanımlanmaktadır.
AÜ, 9701- Hareket ve Antrenman Bilimleri, Genel Antrenman Bilimi: Antrenmanla İlgili Temel Kuram ve Kavramlar, Sayfa 12.
Özellikle son tanım çocukların "doğru" sportif eğitim almadıkları zamanlar nasıl bilinçaltlarındaki doğal dürtüler ile istenmeyen yollara sapabileceklerini özetler nitelikte, aynı Şanlı Urfa ve Maraşta'ki olaylar gibi...
Her birimiz gayet iyi biliyoruz ki okullarımızdaki kısıtlı sportif faaliyetler hepimizin ilgisini çekecek ve hepimizi tatmin edecek düzeyde değiller. Her çocuk voleybolcu değil, Her çocuk basketbolcu değil. Her çocuk futbol topunun arkasında koşmayı sevmiyor. Özellikle sınavlarla baskılanan çocuklar ve gençler içlerindeki "istimi", "enerjiyi" atamıyorlar ve sonunda bir yerde patlıyorlar. Artık televizyonlarda sıkça gördüğümüz okullardaki çocuklar ve gençler arasındaki akran çeteleşmesi ve saldırıları buna gayet belirgin örnekler.
Şanlı Urfa ve özellikle Maraş'taki bu iki olay da kök-nedenlere bakılmadan hemen "silah" suçlandı, aileler linç edildi ama eğitim sistemimizdeki eksiklerden konuşulmadı...
Doğru Silah Kültürü
Öncelikle bir tanım yapalım: Silah nedir?
Silah kendinizi korumak yada karşı tarafı etkisiz hale getirmek için kullanabileceğiniz herhangi bir şeydir. Bu bir ateşli yada havalı tüfek veya tabanca, sopa, kurşun kalem, çatal bıçak, şişe yada bir şoför için arabası olabilir; tamamiyle bir nesnenin kullanımına bağlı. Yakın döğüş açısından "silah" bir yumruk, kurşun kalem, bıçak, sopa yada nanchaku olurken bir atıcılık açısından havalı silah veya ok-yay olabilir.
Atıcılık Sporunda kullanılan Ok-Yay, Havalı Silah Atıcılık Sporunda kullanılan 16Joule sınıfındaki havalı silahlardan yaklaşık 8-10 kat daha güçlüdür!
Buna rağmen toplumda Ok-Yay atıcılığı dendiğinde "sportif aktivite" olarak algılanırken Havalı Silah Atıcılığı dendiğinde "şiddet" algısı ile karşılaşıyorsunuz. Bunun sebebi toplumumuzda yerleşik olan "yanlış silah kültürü" sebebiyle oluşmuş olan algıdır.
Doğru Silah Kültürü dediğimiz şey en başta "farkındalık", "güvenlik", "çevre algısı", "kendine güven" ve son olarak ta "disiplin içinde" silah kullanma becerisidir.
Yukarıda bilimsel olarak tanımı yapılan "spor" açısından ise Atıcılık Sporu sadece bir silah kullanma becerisi kazandırmaz; en önemlisi "doğru silah kültürü" kazandırır.
Bir başka deyişle Atıcılık Sporu çocuğa güvenlik içinde, içindeki "silah" merakı gidermesi, hevesin alması ve silah kullanma dürtüsünü törpülemesi için en uygun ve sistematik yoldur.
Peki gelişmiş dediğimiz Batılı Ülkeler çocuklara silah eğitimlerini nasıl veriyorlar? Bir bakalım ama önce iki ülkenin, İsviçre ve İngiltere'nin "silah kullanımı" ile bazı bilgilerine bakalım.
Önce İsviçre. İsviçre, dünyanın en tarafsız barışçıl olarak bilinen ülkesi..
- 9 Milyon Nüfus.
- Anayasasında her vatandaş "ülkeyi savunmak zorunda olan kanunla düzenlenmiş bir milis" olarak görülüyor ve bunun için and içiyorlar. Birbaşka deyişle her vatandaşı silah kullanmayı bilmek ve gerektiğinde savaşmak zorunda...
- Nüfusunun 13 yaşından büyüklerinin %90 silah ve atıcılık eğitimi almış durumda... Bu oran ABD'den fazla..
- ABD bile 1700lerde "Ülke güvenliği için sivil silahlanma" yasasını İsviçre'den kopyalamış" ama zaman içinde "Bireysel silahlanma" yasasına dönüştürmüş...
- İsviçre'de her belediyesi olan yerleşim bölgesi bir Ateşli Silah Poligonu kurup işletmek zorunda... Bu poligonlarda eğitim ve yarışmalar organize edilmesi; silah ve mühimmat satışı yapılması şart... Her kasabada bir poligon...
- Otoyolda giderken yandaki poligonda atılan mermiler başınızın üzerinden geçip yolun diğer tarafındaki hedefleri vuruyor ama ölen ve yaralanan yok...
- 13 yaşından büyük her vatandaşı silah kullanmayı öğrenmek zorunda!..
- Her vatandaşı hayatı boyunca 485 gün askerlik yapmak zorunda ve atış poligonlarında senelik atıcılık eğitimlerini tamamlamak zorunda...
- Askeri eğitim almamanın ve silah eğitimlerini tamamlamanın cezası hapis ve gelirinin %3nün kesilmesi..
- Her Askerlik yapmış, Silah ve Atıcılık eğitimi almış birey kendi silahını (G3 gibi yarı otomatik askeri tüfek) ve cephanesini evinde saklamak zorunda...
- Silahlı saldırı ve kaza ölümü resmi olarak sıfır.
- Çünkü tüm halkı doğru "silah kültürü" almış ve bilinçliler!
detaylar için buraya tıklayınız.
Diğer ülke İngiltere. Birleşik Krallık, İngiltere Avrupa'da Medeniyetinin merkezi olarak bilinen ülkesi..
- 69.7 Milyon Nüfus.
- İngiltere'de 250 den fazla atıcılık kulübü/poligonu var. Bu sayı neredeyse her kasabada bir poligonun olduğunu söylüyor... Bu poligonların çoğu açık hava poligonu...
- Özel Kuvvetler dışında Polisleri silah taşımıyor.
- Yıllık silahlı ölüm ortalaması 24 olay. 2024'de Türkiye'de basına yansıyan 3.801 olay mevcut,
- İngiltere havalı silahın icat edildiği yer. 1900lerde çocuklara silah eğitimi verilmesi için kullanıldı.
- Saha Hedefi/Field Target (FT), Avcı Saha Hedefi/Hunter Field Target (HFT) ve Hedef Koşusu/Target Sprint (TS) amatör havalı silah branşlarının doğum yeri, İngiltere.
- 13 yaşından büyükler okullarda havalı silah atıcılık eğitimi alabiliyor.
- Aileler hafta sonu etkinliği olarak bir atıcılık kulübüne gidip hafta sonu yarışmalarına katılabiliyor; ailece açık havada atıcılık etkinliklerinde eyleniyorlar.
- 13 yaşından büyükler Ebebeynleri ile birlikte güvenlik içinde doğru silah kültürü alıp yarışmalara katılabiliyorlar.
- Havalı silahlarda 16Joule güç sınırı var.
- 16 Joule den güçlü havalı silahlar, Silah Ruhsatına tabi(Ateşli Silah Ruhsatı gibi). Ruhsatınız yoksa kullanmanız yasak.
- 18 yaşından büyükler serbestçe 16Joule ile sınırlı havalı silah kulüplerine üye olup katılabiliyorlar.
- İstatistiklere göre nüfusunun 78%i hayatının bir döneminde Havalı Silah kullanmış veya hala kullanmakta.
- Silahlı saldırı ve kaza ölümü resmi olarak yıllık 24 olay ortalamasında, Türkiye'den 160 kat daha az...
- Çünkü tüm halkı doğru "silah kültürü" almış ve bilinçliler!
detaylar için buraya tıklayınız.
Bu iki ülke sivil silah kullanımı ve silah kültürü açısından son derece belirgin örnekler
Her ikisinde de "silah" tüm nüfusun günlük yaşam kültürlerinin bir parçası ve "Silah adam öldürmez; eğitimsiz insan adam öldürür" sözünün canlı kanıtı...
İngiltere, ABD, Kanada, İspanya, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Romanya, Polonya, Çekya, Güney Afrika, Endonezya, Malezya gibi ülkelerde çocuklara orta okul seviyesinden (13+ yaş) itibaren "silah eğitimi" gerek izcilik faaliyetleri kapsamında gerekse okullardaki atıcılık sporu dersleri içinde kontrollü bir şekilde verilmekte, bir taraftan çocuğun hevesi köreltilirken bir taraftan da "doğru silah kültürünü" sistematik bir şekilde alması sağlanmakta.

Youtube üzerinde bulunan yüzlerce videoda ailelerin çocukları ile birlikte havalı silah atış poligonlarında beraberce sportif faaliyet olarak atış yaptıklarını beraberce sosyalleşerek hem çocukları ile yakınlaştıklarını hem de silah konusunda doğru ve kontrollü bir eğitim verdiklerini görebilirsiniz.
İngiltere ve Avrupa örneğinde çocuk/genç okulda aldığı atıcılık sporu dersleri, sayısı 250nin üzerindeki poligonlara gidip isterse 4 amatör sportif havalı silah atıcılık branşında serbestçe sporunu yapıp "gazını atıyor" evine rahatlamış şekilde dönüp günlük hayatına devam ediyor. Amatör branşlarda başarılı gençler isterlerse olimpik atıcılık branşlarına geçerek profesyonel sporcu oluyor yada atıcılıktan vaz geçip atletizm branşlarına odaklanabiliyor; hangi yolu seçerse seçsin çocuk/genç içindeki birikimi spor ile atabiliyor.

Havalı Silahın Gençlerdeki Eğitimdeki Yeri için burayı tıklayın.
Türkiye'de Nasıl Eğitim Ve(rem)iyoruz!..
Maalesef Türkiye'de karar vericiler ve yetişkinlerin hafızasında terör döneminden kalma bir "silah" düşmanlığı mevcut. Sportif amaçla bile olsa eline silah birisi potansiyel militan, teröristmiş gibi davranışlarla karşılaşıyor.
Türkiye'de gerek sportif olarak gerekse aktivite olarak olimpik 10m atıcılığı branşları dışında atıcılık sporu desteklenmiyor ve amatör branşlarda "sportif silah eğitimi" verilmiyor. Dahası özellikle çocuklar ve gençler uzak tutulmaya çalışılarak içlerindeki merak ve içlerindeki dürtü birikimini atmaları engelleniyor. Hevesini doyurmaya çalışan çocuk yada genç ise odasındaki "Counter Strike" gibi oyunlara oynayarak kendi kendine kısmi "silah eğitimi" alıyor.
Sadece ailesinde avcılık geleneği olan çocukların bir kısmı "silah" hakkında büyüklerinden bilgi ve eğitim alma şanslarına sahipken, bu sistematik olmayan bireysel eğitim toplumsal açıdan yeterli olmuyor.
Buna ek olarak gerek atıcılık sporunun adeta "yasak" olduğu ve atıcılık poligonların az ve yetersiz olduğu Türkiye'de ailenin çocuğunu götürüp düzenli bir silah eğitim almasını sağlayacağı poligon olmaması çocuğun yorulana bıkana kadar atış yapıp hevesini almasını ve ailenin de kontrollü şekilde eğitim vererek takip etmesini imkansız hale getiriyor.

2018 yılında ABD'deki bir okul saldırılarından FBI'ın dikkatini okuldaki lise çağındaki saldırganın yaptığı atışlardaki çok yüksek isabet oranı çeker. Bu konu üzerine FBI'da araştırma başlatılır.
Öyle ki son dönemdeki saldırılarda çocuk yaştaki saldırganların düzenli bir atıcılık eğitimi almadıkları halde isabet oranlarının FBI ajanlarının isabet oranından yüksek olduğu görülür ve bu etkinliğin sebebinin bulunması için araştırma derinleştirilir.
Araştırmanın vardığı sonuç çocukların, oynadıkları bilgisayar oyunları sayesinde refleks ve motor hareketlerinde çok büyük oranda gelişme olduğu, aynı bir eğitimli asker gibi silahları ile bazı hareketleri çok doğal ve kolay şekilde yapabilmeleri olmuştur.
Bu araştırma sonucunda ABD ordusu tüm askeri üstlerine asker dinlenme salonlarına "Savaş Oyunları" koyma kararı almış ve bilgisayar oyunlarını desteklemiştir.
FBI'ın yaptığı bu araştırmanın önemi bilinçli veya bilinçsiz, çocuğunu silahtan uzak tuttuğunu düşünen aileler aslında çocuklarının odasına "kısmi/eksik" silah eğitim aldığının farkında değiller. Çocuğun kendi kendine oynadığı oyundan aldığı bu "eğitim" malesef büyük oranda "eksik" çünkü disiplin, farkındalık, güvenlik, sosyal olgular gibi bir çok alanda alması gereken ek bilgiyi almıyor. Bir anlık coşku çılgınlık yada öfke halinde bu çocuk eğer bir silah eline geçirip kullanmaya karar verdiği anda onu durdurabilecek olan bazı mantıksal ve sosyal kurallardan yoksun olarak oyunlardan kazandığı refleks ve motor becerisi ile başta kendisine çevresine ciddi zarar verebiliyor. Sanki Maraştaki olay da bu şekilde gelişmiş gibi..
Türkiye'de Düğmeyi Tersten İliklemeye Devam Ediyoruz!
Diğer yandan her ne kadar söylemek istemesek te, başta aldığı kararlarla yetkililer yanlış politikaları ile bu duruma körükle gidiyor.
Özellikle Ateşli Silah alımlarını kısıtlamak amacıyla neredeyse silahın 5 katı aşırı vergi koymak sadece yasadışı silah satıcıları için harikulade kazançlı bir pazar oluşturarak piyasadaki ruhsatsız silah sayısını attırıyor. Bazen kendini koruma ihtiyacından bazen de kişisel merakından özellikle ateşli silah alırken aşırı vergiyi ödemek istemeyen kişiler kaçak ruhsatsız silah alımı yoluna gidiyor ve eğer bir gün bir şekilde sıkışırsa "nede olsa kayıtlı değil" deyip kullanmaktan da çekinmeyebiliyor.
Türkiye'de tüm dünyada olduğu gibi "havalı silah" kullanımı yasal ve 18 yaşından büyük herkes serbestçe alabiliyor. Fakat diğer yandan Sportif Atıcıların kullanımı için poligon tesisi olmadığu için kişi kendi imkanları ile şehir dışındaki ormanlık alanlara gidip atışını yapmak zorunda kalıyor.
Burada ise tamamiyle yasal olmasına rağmen Jandarma ve Orman Korucuları ile sorunlar yaşanıyor. Linkteki YouTube videosu bu sorunu kısa ve net bir biçimde özetlemektedir.
Kendi imkanları ile şehir dışına çıkıp "gazını" atamayan bazı istisnalar şehir içinde gizlice pencerelerden çevredeki parka apartman çatılarına atış yaparak kanunları çiğnese de bunlar oldukça az. 2024 yılında İzmir'de ve Trabzon'da böyle bir olayın yaşandığını hatırlayalım.
Son Maraş olayından sonra Polisin okullardaki "ailesinde silah olan çocukları yakın takibe alma" çözümü ise son derece yanlış. Çocuğu arkadaşlarının gözünde potansiyel risk/suçlu olarak göstermek yada gösterecek çalışmalarda bulunmak pedogojik açıdan son derece yanlış. Evet evde bir silah varsa çocuk erişebilme olasılığı var. Ama asıl yapılması gereken her silah kullanıcısını eğitimden geçirmek ve kaçak ruhsatsız silahı engellemek olmalı.
Acaba Emniyet müdürlüğü kendi polisleri içinde bir araştırma yapsa ve kendi polislerinin evlerinde silahlarını nasıl muhafaza ettikleri araştırılsa sonuç ne çıkardı?
Çözüm Sportif Havalı Silah Poligonları Yaygınlaştırılmalı ve Atıcılık Eğitimleri Verilmeli
Tekerleği baştan icat etmeye gerek var mı???
Dünyada ve özellikle Avrupa'da pek çok ülke havalı silah poligonlarında çocuklara ve gençlere verdikleri eğitimler ile hem çocukları genç yaşta kontrollü bir biçimde eğitirken hem de "silahla" ilgili oluşabilecek bazı riskleri ortadan kaldırmakta başarılı oldukları ortada..
İngilizlerin 1900lerde başlayan çocuklara ve gençlere atıcılık öğretme çabaları sonucu atıcılık sporu okulları kadar inmiş, 250den fazla havalı atış poligonundan yararlanan genç yaşlı tüm halk bir taraftan içindeki "istimi" atarken diğer yandan da "doğru silah kültürünü" genç nesillere güvenli bir şekilde aktarıyorlar.
Bu sebeple Türkiye'de Adana'da ilk kez kurulan ve dört amatör atıcılık branşlarını desteklemek ve eğitimlerini vermeyi hedefleyen AHSASK doğru yönde atılmış bir adımdır. Bu ve benzeri adımların Valilikler, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Belediyeler tarafından desteklenmesi; merkezi, çocuk ve gençlerin kolayca erişebilecek merkezi noktalarda güvenlik içinde eğitim alıp atışlarını yaparak heveslerini köreltebilecekleri, lisanslı birer Sporcu olabilecekleri Havalı Atış Poligonlarının oluşturulması gereklidir.
Lütfen "yasaklamalar" yerine "eğitim" verme yoluna geçerek düğmelerimizi baştan doğru ilikleyelim.
Havalı Silahın Gençlerdeki Eğitimdeki Yeri için burayı tıklayın.
